Okulun akademik hedeflerini vurgulaması ve elde ettiği akademik sonuçları velileri ve kamuoyuyla ayrıntılı istatistiklerle paylaşması zaman zaman farklı yorumlanmaktadır.  Her türlü dokümantasyonunda ve internet sayfasında kendini net bir şekilde ifade etmesine rağmen, Özel Ege Lisesi dönem dönem yanlış değerlendirmelere muhatap olabilmektedir.  Yine de bu yanlış yorumların periyodunun seyrek, adedinin ise çok az olduğunu vurgulamak gerekir.

Özel Ege Lisesi, yetiştirdiğimiz genç nesillere yaşam boyu gerekli olacak faziletleri, değer yargılarını ve kişilik donanımını kazandırmanın mücadelesi içindedir.  Bölgesel, ulusal ve uluslararası yarışmaları, sınavları ve bilimsel etkinlikleri önemseyen; öte yandan “insana insan olmayı” öğreten değerleri, başka bir deyişle eğitimi ilgilendiren boyutu ikincil olarak ele alan bir anlayışı ise kesinlikle kabul etmemektedir.

Özgüven, beşeri ilişkiler, yaşanan toplumun gerçekleri, girişkenlik, sosyal olabilme, topluluk karşısında rahatlıkla konuşabilme, ulusal duyarlılık, milli değerler, yurttaşlık bilinci gibi doğrudan eğitim çalışmalarını esas alan öncelikler hiçbir başarıya feda edilemez.

Özel Ege Lisesi; ÖSS, TÜBİTAK, OKS ve Milli Eğitim sınavlarındaki başarılı istatistikleri ile sıklıkla gündeme gelmektedir.  Bunların özellikle okul dışındaki çevrelerde vurgulanması, okulun sadece bu verilerle ön planda olmak istediğini çağrıştırabilmektedir.  Belirtmek gerekir ki, böyle bir düşünce anlayışına okul taraf olmadığı gibi hiçbir şekilde katılmamaktadır.

Akademik iddia sahibi olan bireylerin asosyal, kendine güven duymayan, mekanik bir anlayışla yetiştirilen kişiler olduğunu öne süren çevrelerle karşılaşıyoruz.  Dayanaksız olan, iddialı ve iyi yetişmiş tüm insanları farkında olmadan küçük düşüren bu görüşlerin ciddiye alınması mümkün değildir.

Özel Ege Lisesi, aileleriyle ve eğitim kamuoyuyla öğrencilerinin istatistiksel olarak şekillendirilebilen sonuçlarını paylaşmaktadır.  Kısaca, somut ve ölçülebilen değişkenleri vurgulamaktadır.  Bu durum, okulun sadece öğretimle ilgili sonuçları ciddiye aldığı şeklinde değil, gerçekçi ve veriye dayalı düşünce sisteminin dışavurumu olarak algılanmalıdır.

Okul, akademik başarı için eğitimin feda edilmesine veya daha az önemsenmesine gerek olmadığını düşünmektedir.  Akademik başarısıyla ön planda olan bireylerin eğitim başarısının düşük olabileceğini savunan veya çağrıştıran görüşlere ise temkinli yaklaşmaktadır.  Her ne kadar “yaşam başarısı” ile “okul başarısının” mutlaka örtüşmesi gerekmese de, öğretim seviyesi yüksek bireylerin bu duruma ancak eğitimle ilgili süreçlerden fedakârlık yapılarak gelebileceğine yönelik görüşler de sağlıklı değildir.

Ezberleyen ve sonuca bu şekilde ulaşmaya programlanmış kişiler olabileceğinde haklılık payı olmakla beraber bunun bir genellemeye dönüştürülmesini anlayışla karşılayamıyor, eğitim başarısı ile akademik başarının rahatlıkla bir arada olabileceğine inanıyoruz.

Özel Ege Lisesi, eğitim ve öğretimi etle tırnak kadar birbirinden ayrılmaz olarak değerlendirmekte ve süreçlerini bu doğrultuda planlamaktadır.  ÖSS’ye hazırlanan son sınıf öğrencileri de dahil olmak üzere, bu okulun gençleri proje hazırlayarak araştırmayı ve grup çalışmasını öğrenmekte; her dönem en az iki kitap okuyarak hayatın ve öğrenmenin ders kitaplarının dışında olduğunu fark etmekte; topluluk önünde konuşabilmekte; başka ülkelerdeki akranlarıyla değişim programları ve uluslararası projeler gerçekleştirmekte; iş yaşamını ve diplomasiyi içeren uluslararası toplantılara özel davet almakta; resim yapıp sergiler açmakta; çok sayıda branşta spor yapmakta ve il ve ülke genelinde dereceler elde etmekte; sınıf ayrımı olmaksızın her güne ülke ve dünya gündemini 10 dakika tartışarak başlamakta; “Toplum Hizmeti” projesiyle yardıma ve ilgiye muhtaç, kendileri kadar şanslı olamayan insanlara yardım eli uzatmakta; gelir düzeyi düşük çocuklarımızın okullarına giderek ders anlatmakta ve yaşlıları, hastanelerde tedavi gören arkadaşlarını ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda yaşamını sürdüren akranlarını ziyaret etmektedir.

Tüm bu anılanlar, Özel Ege Lisesi’nin bir yandan öğrencilerini başarı alışkanlığı olan kişiler olarak yetiştirirken diğer yandan eğitime hangi bakış açısıyla yaklaştığını da özetlemektedir.

Üzülerek belirtmek gerekir ki, son yıllarda özel okulları yalnızca sosyal etkinlikleriyle tercih eden, dahası bu kurumların ayrıcalıklarını bu tür aktivitelere indirgeyen bir anlayış oluşmaya başlamıştır.  Okulların yetiştirdikleri insanlara sosyal olmayı öğretmelerinin gerekliliğine itiraz etmemekle beraber salt ayrıcalıklarının ve tercih edilme sebeplerinin buna dayandırılmalarını da dar bir düşünce olarak buluyoruz.  Kaldı ki, bir eğitim kurumu sosyal aktivite cenneti de olmamalı, varlığını öğrencilerinin hoş zaman geçirmelerine hizmet etmeye programlamamalıdır.

Başarıya ulaşmada zorlanan bireylerin ve kurumların, özlenen bu sonucu elde etmeyi bir alışkanlık haline getiren gençleri ezberci bulmalarını ve onları birtakım testleri kotarabilme dışında özellikleri olmayan bireyler olarak tarif etmelerini, tipik bir “savunma mekanizması” olarak değerlendiriyoruz.  Dahası eğitimin yelpazesinin, sloganlarla gerçekleştirilemeyecek kadar geniş olduğunu düşünüyoruz.

Evlatlarımızın iyi, görgülü, zarif ve duyarlı insanlar, aynı zamanda başarılı bireyler olarak yetiştirilmeleri okulun genel duruşunu temsil etmektedir.