Özel Ege Lisesi 26. dönem mezunlarını büyük bir coşkuyla uğurladı. 2016-2017 öğretim yılında mezun olacak 52 öğrenci, düzenlenen muhteşem bir törenle keplerini giyerek temsili diplomalarını aldı.

 

Özel Ege Lisesinin 2016-2017 öğretim yılında mezun olacak öğrencileri için Yüksel Eraslan Kültür Merkezinde Kep Giyme ve Diploma Töreni düzenlendi.  97,10 ortalamayla okul birincisi olan Karya İslamoğlu’na diplomasını Özel Ege Lisesi Onursal Başkanı Cemil Eraslan verdi.  Başarılı öğrenci Lise Müdürü Aylin Musluoğlu ile yaş kütüğüne plaket çaktı.  96,47 puan ortalamasıyla Aleyna Naz Karaoğlan okul ikincisi, 96,15 puan ortalamasıyla Ece Geren okul üçüncüsü oldu.  Eraslan Vakfı başarılı öğrencileri bu yıl da unutmadı.  Eraslan Vakfı adına Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Eraslan, dereceye giren öğrencilere ödüllerini verdi.    Yaklaşık 600 kişinin katıldığı törene katılamayan öğrenci yakınları için Özel Ege Lisesinin facebook sayfasından canlı yayın yapıldı.  

 

Törende öğrencilere seslenen Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan, 2017 mezuniyet töreninin Özel Ege Lisesi için ayrı bir sayfa açtığını, okulun mezun sayısının 1.000’i geçtiğini ve bunun heyecan ve övüncünü yaşadığını söyledi.  Eraslan, şöyle dedi:

 

“Sevgili Mezunlar,

 

Kiminiz Özel Ege Ortaokulundan, kiminiz dışarıdan gelmek suretiyle liseye burada başladığınızda muhtemelen bir kısmınızda akademik odaklı hedefler ve yüksek puanlı üniversitelere gitme arzusu vardı.  Özel Ege’nin bütünsel görünümünün ve kurumsal vizyonunun küçük bir kısmı olan ‘başarılı okul olma’ gerçeği bu şekilde düşünmenize sebep olmuş olabilir.  Ancak yıllar geçtikçe görüyoruz ki bu kurumun mezunu olmak isteyen pek çok genç insanın yalın değil, çoklu bakış açıları var.  Değerinizin ortaya çıkacağı bir yükseköğretim kurumuna yerleşme amacının yanında sağlam bir yaşam duruşuyla yetişmek, kırılgan olmayan bir mental modele sahip olmak, ülkesinin ve kendi toprağının insanlarının değerlerinin farkında olmak, dönüştürücü lider adayları olarak yaşama atılmak, ekonomik, siyasi ve sosyal yönden toplumunu bir üst eşiğe taşımak için çalışmak, sadece talep eden değil hizmet eden, sadece tüketen değil üreten ve ülkesinin yükünü taşımaya hazır gençler olarak üniversiteye ve hayata adım atmak.

 

Ekonominin her geçen gün hayatımızda daha fazla yer tutmasından olsa gerek sanayi devriminden bu yana insan, ‘katma değer ve yenilik’ üreten bir kimlikle tanımlanıyor.  Siz ise kendilerinden ‘medeniyet’ üretmeleri beklenen ve bu vizyonla yetiştirilen bir nesilsiniz.  Bunun hakkını verip veremeyeceğiniz kendi kişisel hayallerinize ve çabanıza bağlıdır artık.

 

Kalkınmak ve zenginleşmek için bir maddi üretimin gerekli olduğunu tartışmak niyetinde değilim.  Ne var ki bu üretim için nelerden vazgeçildiğini, fedakârlık yapıldığını, kısaca fırsat maliyetlerine katlanıldığını düşününce sizlerin başka üretimlere de önayak olmanız gerektiği anlaşılıyor.  Merhamet üretmek, vicdan üretmek, ahlak üretmek, adalet ve liyakat üzerine kurulu olan yeni idari sistemler üretmek, yeni normlar üretmek kısaca uygarlık üretmek gibi.  Bunlar üretilebilir hedefler midir diye sorarsanız kararlı ve tereddütsüz bir şekilde “evet” derim.  Yapılan pek çok akademik araştırmanın da gösterdiği üzere maddi edinimler ve zenginlik mutluluk getirmemektedir.  Ölçülebilirliği zor olan fakat gündelik yaşamımızın kalitesini doğrudan etkileyen bu tür normatif standartlar mutluluk getirdiği gibi özsaygıyı ve özgüveni de artırmaktadır.

 

İşin doğrusu; gürültüsüz, sakin, kural kültürüyle iç içe, diğerlerinin en az kendiniz kadar değerli olduğuna inandığınız, daha düşük sesli, daha az hırçın, daha az rekabetçi, diğerlerini daha az izlediğiniz ve daha az merak ettiğiniz ama daha az kaygılı, az meydan okuyan ama çok huzurlu bir yaşam için işte bu normatif standartlara ihtiyacımız var.

 

Bu standartların önemli bir kısmı geçmişinizde mevcuttur.  Hani şu yüzümüzü geleceğe dönmek adına vazgeçtiğimiz, belki de vazgeçtiğimizi sandığımız geçmişimiz.  Ne kadar gelecek odaklı olsanız da yüzyılların hamuruyla yoğrulmuş bu geçmiş ve ona ait kültür aslında üzerinde oturduğunuz mirasın bizzat kendisidir.

 

Atışmaları meşhur olan iki güzide şairimize dikkatinizi çekmek isterim.  Ziya Gökalp, Yahya Kemal’in hâlâ aruzla şiir yazmasını ve geçmişe fazla atıfta bulunmasını hicveder ve

 

‘Harabisin, harabati değilsin.

 

Gözün mazidedir, âti değilsin.’ der.

 

Yahya Kemal cevaplar:

 

‘Ne harabiyim, ne harabatiyim.

 

Kökü mazide olan âtiyim.’

 

Söylediklerimden, geçmişi yücelten ve geleceğe karşı körleşmiş bir anlayış çıkarmayınız.  Kaldı ki bu okulda okurken dünyanın çeşitli yerlerine gittiniz. Üniversitelerini, müzelerini, bilim merkezlerini gezdiniz. Tiyatro festivallerine, diplomasi toplantılarına katıldınız.  Kısaca bilgi, kültür ve görgü biriktirdiniz.  Bunların neredeyse tamamını geleceğiniz için donanım kuşanmak için yaptınız.  Söylemek istediğim, geçmiş-gelecek dengesini kuramayan toplumların uygarlık üretmek bir yana parıltılı günlerden sonra çabucak sönebilecekleridir.  Büyük âlim İbn Haldun’un ifade ettiği gibi “Geçmiş ve gelecek, suyun suya benzediğinden daha fazla birbirine benzer.”

 

Sevgili Gençler,

 

Ne kadar birikimli, ne kadar yüksek ideallere sahip olursanız olun yaşam sizden cesaret talep edecektir.  Toplumunuz için dönüştürücü liderliğe talip olacaksanız bu elbette çaba gerektirecektir.  Köhne ve çürümüş yapılara el attığınızda, kurulu nizamın acımasızlığıyla mücadele ettiğinizde, lüks ve konfora zahmetsizce ulaşanların yollarına çıktığınızda sizinle uğraşılacaktır.  Sizleri itibarsızlaştırmak, birikiminizi, kim bilir belki de yaşınızı veya deneyiminizi hafife almak isteyenlerle karşılaşacaksınız.  Sabrınızın, sebatınızın, dayanma gücünüzün test edildiği günlerden geçeceksiniz.  O günler geldiğinde Cemil Meriç’e kulak veriniz:

 

‘Bu ülkede sağcı-solcu yoktur.  Bu ülkede ilerici-gerici yoktur.  Bu ülkede yalnız namuslular ve namussuzlar vardır.  Siz namuslulardan olun.  Göreceksiniz, çok kalabalık olacaksınız.’

 

2017 Mezunları,

 

Gözlerinizden öpüyorum.  Yolunuz açık, ömrünüz saygın olsun.”

 

Lise Müdürü Aylin Musluoğlu ise her mezuniyet töreninin yeni bir heyecan, yeni bir hüzün, yeni bir sevinç, yepyeni bir gurur ve yeni bir uğurlama anlamına geldiğini belirtti.   Musluoğlu, 2016-2017 mezunlarının birçok çalışmada başarılarına ve gelişimlerine eşlik ettiklerini ifade ederek, şunları söyledi:

 

“Cumhuriyetin temel ilkelerinin korunmasında duyarlı ve topluma karşı sorumluluk duyguları gelişmiş, araştırmacı, girişimci, analitik düşünce ve takım çalışmasında başarılı genç bireyler olarak yetiştiğiniz Özel Ege Lisesinde akademik gelişiminizin yanı sıra yaşadığınız zamanın gereksinimlerine karşılık düşecek beceriler de kazandınız.

 

Gelin anı kumbaranızı birlikte kırıp, Özel Ege’de neler yaptığınıza bakalım.

 

Uluslararası sınavlarda çeşitli başarılara imza attınız, onur listelerinde yer aldınız.  Amerika, Kanada ve İtalya’nın saygın üniversitelerinden kabul almayı başardınız.  Hazırladığınız bilimsel projeler çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda sergilendi ve ödüller aldı.  Model Birleşmiş Milletler çalışmaları kapsamında Amerika Birleşik Devletleri’ne, Model Kongre çalışmaları için de Avrupa’ya gittiniz.

 

Global Genç Liderler Konferansında okulumuzu ve ülkemizi başarıyla temsil ettiniz.   Şampiyon münazırlar, basketbol, voleybol, yüzme, futsal ve masa tenisi takımının başarılı oyuncuları, yetenekli müzisyenler, okul orkestrasının vazgeçilmez üyeleri ve Fransızca Tiyatro grubunun unutulmaz oyuncuları olarak 26. dönem mezunlarının öyküsüne imzalar attınız.

 

Tüm bu çalışmaların gerçekleştirilmesinde ve başarıların elde edilmesinde emeği geçen öğretmenlerimize, mezunlarımıza öğrenim yaşamları boyunca verdikleri fedakâr destek ve bizleri yüreklendiren işbirlikleri için siz değerli velilerimize çok teşekkür ediyoruz.

 

Sevgili Gençler,

 

Gelecek bilimci Michio Kaku 2100 yılını şu sözler ile tanımlamaktadır   ‘… gelecek, yolumuzu açan, raylar üzerinde hızla ilerleyen büyük bir yük treni gibidir.  Bu trenin arkasında, kendi laboratuvarlarında geleceği icat eden binlerce bilim adamının teri ve emeği vardır. Trenin düdüğünü duyabilirsiniz. Şöyle der: biyoteknoloji, yapay zekâ, nanoteknoloji ve telekomünikasyon.’

 

Gerçek ve sanal gerçekliklerin harmanlanacağı, bilgisayarlardaki, telekomünikasyondaki, biyoteknolojideki, yapay zekâdaki ve nanoteknolojideki baş döndürücü gelişmelerin yer alacağı yüzyılın ortalarına doğru sizleri uğurluyoruz.

 

Bu hızlı trenin vagonlarında sizler de yerinizi almaya hazırlanıyorsunuz. Seyahat edeceğiniz dünya her zaman kaotik ve karmaşık olmayı başarmış, ayrıca siyasi, ekonomik, ekolojik sorunlarla baş etmeye çalışırken bünyesinde haksızlıkları, adaletsizlikleri de barındırmıştır. Düzleşen dünyada bu sorunlardan uzak kalmak mümkün olamamaktadır.

 

O halde bu hızlı, zıtlıklarla dolu ve şiddet üreten trende nasıl var olmalı diye soracak olursanız Ghandi’nin sözünden yola çıkarak size emek sarf edin, çok çalışın, bilinçli zevkler edinin, nitelikli  bilgi sahibi olun, ahlaklı ticaret yapın, bilim üretin, ve yapacaksınız ilkeli siyaset yapın derim.

 

Zıtlıklarla baş etmenin yolu sakin ve daha basit düşünmek ile mümkün olabilir. Sakin olmak ile kastettiğim duvardan duvara modernleşme telaşına, popülerizme kapılmamak, daha basit düşünmek ile sözünü ettiğim ise büyük resmi görmeye çalışırken küçük bir parçanın yaratacağı etkiyi de ıskalamamaktır. Türk milletinin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘evrenle, insanla çatışan fikir yararlı olamaz’ sözünden hareketle doğa ile insan ile dost fikirler üretiniz.

 

1923 yılında 12 milyon nüfus ve 39 mühendisle yola çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nin gençleri olarak sahip olduğunuz tarihiniz, kadim Anadolu geleneğiniz, ulusal değerleriniz ve Cumhuriyet kazanımlarınız ile birlikte inatla umutlu ve inatla umutperest olunuz.

 

Size bu yolculuğunuzda şanstan çok daha fazlasını diliyorum. Yolunuz açık ve aydınlık olsun.”

 

Tören mezunlar ve aileleri için verilen kokteylin ardından sona erdi.  2017 yılında mezun olan 52 öğrencimizi geleceğe umutla uğurluyor, hepsine sağlık, başarı ve esenlikler diliyoruz.

 

 

Fotoğraf albümü için tıklayınız.