Özel Ege Lisesi 24. dönem mezunları Yüksel Eraslan Kültür Merkezinde yapılan muhteşem bir törenle uğurladı. 2014-2015 öğretim yılında 110 öğrenci, Kep Giyme ve Diploma Töreni’nde temsili diplomalarını aldı. 98,86 ortalamayla okul birincisi olan And Kaan Ata Yılmaz’a diplomasını Özel Ege Lisesi Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Eraslan verdi. 97.64 puan ortalamasıyla okul ikincisi Tilbe Gökçel, 97.44 puan ortalamayla okul üçüncüsü Işıl Küçüka oldu.
 
Özel Ege Lisesi ile birlikte faaliyetlerini sürdüren Eraslan Vakfı, başarılı öğrencileri bu yıl da unutmadı. Eraslan Vakfı adına Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Eraslan dereceye giren öğrencilere başarı belgesi ve ödüllerini vererek kutladı.
 
Kep Giyme ve Diploma Töreni’nde geleneksel olarak mezun öğrencilere ve ailelere seslenen Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan 24.  dönem mezunlarını kutladı. İnsanlığın zor ve karmaşık yollardan geçtiği böyle zamanların tesellisinin, sayıları pek az olmakla birlikte, ülkemizin ve insanlığın hakiki sorunlarıyla meşgul olan nesilleri yetiştiren okulların varlığı olduğunu ifade eden Eraslan, öğrencilerine şöyle seslendi:
 
“Sevgili Gençler,
 
Gerek günlük yaşamımızın bizden beklediği sürat ve verimlilik nedeniyle gerekli olan bilgi, gerekse insanın ölçülemeyen ama gerçek değerini ortaya koyan şahsiyet ve erdem, sadece eğitimle elde edilebilir ve geliştirilebilir. Belki de bu iki kritere -bilgi ve karakterin inşasına- yönelik ihtiyaç, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar eğitime ve iyi eğitilmiş insanlara ihtiyaç duyduğumuzun göstergesidir. Kuvvetle muhtemeldir ki eğitime duyulan önem bundan sonra da artarak devam edecektir.
 
Okullar ve eğitimcilerin bu zorlu dönemde hiç yalpalamadığını ve ne yapacaklarına tamamen hâkim olduklarını söylemek kolay değildir. Eğitim kurumları, nitelikli eğitimin evrensel düzeyde var olduğuna inanılan standartları ile bu standartlara hoyratça yaklaşan, dudak büken ve yeni dönemin yeni kurallarla yazılması gerektiğini düşünen, kurulu nizamın güçlüleri arasında kalmaktadır. Hatta doğrudan dile getirmemekle birlikte kimi ailelerin bütünüyle menfaat odaklı olan dolaylı söylemleri ve davranış kodları, eğitimcilere "bugüne kadar izlediğimiz yol yoksa doğru değil mi?" sorusunu düşündürtmüyor değildir. Görünürde idealist düşünen ve romantik bir edayla, insan yetiştirmenin öğretimden önce eğitim taraflı bir süreç olduğunu dillendiren pek çok orta sınıf yurttaş, okulları, küresel ekonomik düzenin son yarım yüzyılda geliştirdiği yeni kurallarla refleks geliştiren merkezlere dönüştürmeye başlamıştır.
 
Değerli Konuklar,
 
Birleşmiş Milletler’in geçtiğimiz Eylül ayında açıkladığı açlık raporuna göre dünyada açlık azalıyor; fakat 805 milyon insan hâlâ kronik şekilde yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıyadır. Bu, dokuz insandan birinin açlıkla mücadele ettiğini göstermektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın çok boyutlu yoksulluk endeksine göre 1,2 milyar insan günde 1,25 ABD doları ya da daha az bir parayla geçinmektedir. Özellikle eğitim alanındaki eşitsizliklerin büyük ölçüde sabit kalması içimize karartan bir bulgu olarak dikkat çekmektedir. Yoksulluğu azaltmada son zamanlarda kaydedilen ilerlemelere karşın 2,2 milyardan fazla insan yoksulluk sınırında hayatını sürdürmektedir; ki bu, dünya nüfusunun %15’inden fazlasının çok boyutlu yoksulluğa karşı kırılgan olmaya devam ettiği anlamına geliyor. Diğer yandan dünya nüfusunun yaklaşık %80’inin kapsamlı sosyal güvenlikten mahrum olması ve dünya genelindeki 1,5 milyardan fazla insanın kayıt dışı ya da istikrarsız şekilde istihdam edilmesi, karşı karşıya olduğumuz istikrarsızlık, güvenlik problemleri, her türlü şiddet ve mutsuzlukların nereden kaynaklandığı konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır.
 
Gençlerin dikkatinin eğlence ve tüketime çekilmeye çalışıldığı bu dönemde maddi anlamda sahip olma ve haz alma duyguları öne çıkarılmakta, bir sonraki neslin yetişkinlerinin son derece suni bir gündemle meşgul olmaları hedeflenmektedir. Yazılı ve görsel basında yer alan ve hepimizi ürperten şiddet görüntülerinin çoklu sebeplerle açıklanmaya muhtaç olduğu bir gerçek olmakla birlikte, yaratılışından gelen tertemiz özelliklerinden koparılan insanların yolu olduğu da bir başka hakikattir.
 
İnsanlığın zor ve karmaşık yollardan geçtiği böyle zamanların tesellisi, sayıları pek az olmakla birlikte, ülkemizin ve insanlığın hakiki sorunlarıyla meşgul olan nesilleri yetiştiren okulların varlığıdır. Tüm gücüyle önceliğini buna veren bir kurum olarak Özel Ege, burada bulunan mezun adaylarında olduğu gibi, gençlerimizi bu zorlu dönemlerin farkında olan olgun lider adayları olarak topluma kazandırmanın mücadelesi içindedir. Pek çok yaşıtları yukarıda ifade etmeye çalıştığım üzere yüzeysel ve maddi edinim odaklı düşünürken evlatlarımızın güçlü akademik ve bilimsel donanımlarının yanında bu toprakların değerleriyle iç içe yetişmeleri için çaba sarf edilmiş olması, benim ve birlikte mesai yaptığımız eğitimci arkadaşlarımın en büyük övüncü ve umududur.
 
Sayın Misafirler,
 
Özel Ege Lisesinin 1990’lı yılların sonunda öncülüğünü yaptığı veri odaklı düşünme ve istatistiksel değerlendirme, bugün pek çok kurumun izlediği bir terminolojiye dönüşmüştür. Bununla birlikte -daima vurguladığımız üzere- istatistik kullanmamız, hayatın yalnızca sayılardan ibaret olduğu yanılgısına bizleri hiç düşürmemiştir. Charles Eugene, ‘Hayat çetele tutmak değildir’ başlıklı şiirinde
 
Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
 
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
 
Hayat;
Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
 
İşte hayat bu seçimden ibarettir.
 
İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir.
 
diyor. Bu ifadeler bir yandan pek çok değerin gerçekten de evrensel olduğunu ortaya koyarken diğer yandan bilgi, donanım, profesyonel formasyon gibi CV’leri dolduran değil; sevgi, güven, mutluluk, şefkat, dostluk gibi yaşamı dolduran değerler ve ihtiyaçlardan söz ediyor.
 
Sevgili Gençler,
 
İnsan haklarına saygılı olmayı, her türlü ayrımcılığa karşı gücü yettiğince mücadele etmeyi, bireysel farklılıkları saygıyla karşılamayı, ülkemize ve insanlığa yararlı olmayı yaşam biçimi olarak kabul etmeyi, kendi söz ve davranışlarının sorumluluğunu almayı ve nihayet koşullar ne olursa olsun dürüstlükten asla ödün vermemeyi kurumsal değerleri olarak benimseyen bir liseden mezun oluyorsunuz. Cep telefonunun bir üst modelini almak veya hayranı olduğu şarkıcının canlı performansını izlemek üzere para biriktirmek veya ismi bilinen bir markanın kıyafetine sahip olmak için endişelenen kalabalıklara benzemek yerine “kendilerine kitaplarda yer verilmeyen” kahramanlardan biri olmaya çalışacağınızı ümit ederim. O isimsizler ki bir toplumun medeniyet tasavvuruna ve ihtiyaç duyduğu üretim kapasitesine katkı yaparlar. Şöhretli değil yararlıdırlar. Egoları değil faziletleri kendilerinden söz ettirir.
 
Arkanızda bu mirası bırakacağınız onurlu bir yaşam sürmeniz dileğiyle gözlerinizden öpüyorum.”
 
Lise Müdürü Aylin Musluoğlu’nun konuşması ise öğrencilere son ders niteliğindeydi. Bireysel ayrılıklar, farklılıklar olsa da her dönem mezunlarının kendine özgü bir kişiliği olduğunu söyleyen Musluoğlu 2015 mezunlarının Amerika Matematikçiler Derneği ve Kanada Waterloo Üniversitesi tarafından düzenlenen uluslararası sınavlarda çeşitli başarılara imza attığını, onur listelerinde yer aldığını, yurtdışı üniversitelerinden burs ve kabul aldığını, hazırladıkları bilimsel projelerin çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda sergilendiğini ve ödüller aldığını, Model Birleşmiş Milletler çalışmaları kapsamında Amerika Birleşik Devletleri’ne, Model Kongre çalışmaları için Avrupa’ya, değişim programı kapsamında Çin’e kadar gittiğini, Global Genç Liderler Konferansı’nda okulumuzu ve ülkemizi başarıyla temsil ettiğini söyledi. Bu grupta ulusal ölçekte şampiyon münazırlar, erkek basketbol, kız voleybol, yüzme ve masa tenisi takımlarının başarılı oyuncuları, okul orkestrasının vazgeçilmez üyeleri ve hatta kısa film takımının en iyi yönetmen ödüllü mezunlarının bulunduğunu ifade eden Musluoğlu, 2015 mezunlarını lise yaşamları boyunca gerçekleştirdikleri gayretli çalışmalarla anımsayacağını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Sevgili 24. Dönem Mezunları,
 
Sizleri uğurluyoruz veda şarkıları ile yollarımızın çakıştığı anları tatlı gülümseler ile selamlayarak ve başarı öykülerinizi duymak için sabırsızlanarak, sizleri Özel Ege Ailesinden ülke geleceğine yolcu ediyoruz. Duvarların ardı bildiğiniz Türkiye’dir.
 
Dört çocuktan biri açlık sınırında, her yüz aileden onu maddi yardım alan, genç nüfusun altıda biri işsiz, her yüz kişiden 4‘ü kitap okuyan ve sadece 13 kentinde devlet tiyatrosu bulunan Türkiye’dir.
 
Türkiye’nin dışı ise düzleşen dünyadır.  Thomas Friedman’ın ‘Yerimizde kalmak için daha hızlı koşmamızı gerektirecek biçimde düzleşen dünyamız, acaba insanoğlunun istikrarlı bir şekilde uyum sağlayamayacağı kadar küçük ve hızlı bir dünya haline mi geldi?’ sorusuna iklim değişikliği, azalan kaynaklar, biyoçeşitliliğin yitirilişi, kıtlıklar ve artan gıda fiyatları, salgın hastalıklar, savaşlar, ozonun azalması, kirlilik ve hayatı sürdüren ekosistemin tahrip edilmesi gibi ciddi tehditler de eşlik etmektedir. Ve 21. yüzyılda dünyanın düzleşmesi beraberinde sıradanlaşmayı, vasatlığı ve hatta vasat altı olguların popülerleşmesini, değerlerin değersizleştirilmesini beraberinde getirmiş ve uluslara, şirketlere, çalışma dünyasına, siyasete, ekonomiye, sanata, eğitime her yere bulaşmıştır.
 
Bu tespitler heyecanınızı törpülemek, umutsuzluk ya da karamsarlık yaratmak yerine, içinde umudu, aklı, bilimi, özgüveni barındıran çözümlerin varlığına dair vurgu yapmak ve geleceği hatırlamak adına sizinle paylaşılmıştır. Tam da bu noktada sizlere Alman şairi ve oyun yazarı Bertolt Brecht’in "Bay Keuner'in Öyküleri"nden birini aktarmak isterim. 1994 yılından bu yana Türkiye’de basımı yapılmayan ve halihazırda ancak sahaflarda bulunabilecek başucu kitabımdan seçtiğim öykü:
 
“Bay Keuner ve Denizin Kabarması”
Bay Keuner bir vadinin içinde yürüyordu ve birden ayaklarının su içinde olduğunu fark etti. İçinde yürüdüğü vadinin gerçekte bir boğaz olduğunu ve denizin kabarma zamanının yaklaştığını anladı. Çevresinde bir sandal bulma umuduyla bakınacak kadar durdu olduğu yerde. Çevrede göze görünen bir sandal olmadığını gördüğünde yitirdi bu umudunu, umudunu suyun yükselmemesi isteğine bağladı. Su, gırtlağına geldiğinde bu umudunu da yitirmiş ve yüzmeye başlamıştı. Anlamıştı ki, kendisi bir sandaldı.
 
Kıssadan hisse çözümün kendiniz olduğunu, sandalınızda yüklü bolca hoşgörü, özgüven, cesaretin yanı sıra gerçek ve esas olana dair farkındalık, bilimsel doğrulardan oluşan yol haritaları ve sürekli cumhuriyet devrimlerini işaret eden pusulanız olduğunu asla unutmayınız. Başarınız tüm bu yolluklarınızı nerede, ne zaman, nasıl değerlendireceğiniz ve neler ekleyeceğiniz ile ilgilidir. Bir varoluş ideali olarak aklınızda bilgi, yüreğinizde sevgi ve avucunuzda emeğiniz ile vira bismillah çıktığınız bu yolda vatanını seven vatandaşlar, yurduna hizmet eden adil, dürüst ve vicdanlı yurttaşlar olmanız dileğiyle, yolunuz açık olsun.”
 
2015 mezunları adına ise kürsüye And Kaan Ata Yılmaz çıktı. Bütün eğitim hayatını özel Ege’de geçiren bir mezun olarak duygularını dile getirdi. Yılmaz, kendilerine emek veren öğretmen ve ailelere teşekkür etti.
 
Tören okul bahçesinde mezunlar ve aileleri için verilen kokteylin ardından sona erdi. 2015 yılında mezun alan 110 öğrencimizi geleceğe umutla uğurluyor, hepsine sağlık, başarı ve esenlikler diliyoruz.