Ana Sayfa > Okul Yönetimi > Türkçe - Edebiyat > Duyuru
menu_top
menu_bottom
 

BİR KOMEDİ MALZEMESİ: ŞİDDET

Bilginin her türlüsüne birkaç saniyelik uzaklıktayız nicedir. Onlarca televizyon kanalı, dünyanın her yerine ulaşabildiğimiz bilgisayarlar, gazeteler, dergiler… Doğruyu, yanlışı ayırma veya bunlar arasında tercih yapabilme bilincindeki yetişkinler için endişe verici bir durumdan söz etmek mümkün değil belki; ama zihni merakla donanmış bir çocuk için manzara pek de iç açıcı olmuyor.

Şiddet; öfke ya da korku kadar merak da barındırır. Bir yanınız o görüntüden kaçmak isterken diğer yanınız neredeyse hastalıklı bir merakla kalıp izlemek ister. Çocuklar, henüz şiddetin gerçek yüzüyle bir yetişkin kadar yüzleşmediklerinden olsa gerek, daha çok işin merak tarafındalar. Buraya kadar sorun yok. Duygusal hazırlığın bu aşamada olduğu bir durumda dış uyaranlar çok önemli hale geliyor. Televizyon dizileri, filmler, haber programları, bilgisayar oyunları, çocuk dünyasındaki yerleri çok güçlü olan uyaranlar. Bu yüzden, tüm bu uyaranların içerikleri, davranışa doğrudan etki ediyor. Kolu kopan bir adam, başı kesilen bir yaratık, birinin diğerine vurması, tecavüz sözcüğü, çocukların tebessümle ya da kocaman kahkahalarla karşıladıkları sahneler oluyor. Hayal güçleri, bir yetişkinin bile sahip olamayacağı görüntülerle donanıyor, bu görüntüler yazdıkları yazılarda veya söylemlerinde sözcüklere dönüşüyor.


Geçtiğimiz sene İzmir ve çevresindeki okulların katılımıyla gerçekleşen bir edebiyat yarışmasından söz etmekte fayda var. İlköğretim ikinci kademe ve lise öğrencilerinin katılımına açık olan, öykü, şiir ve masal dallarında yapılan yarışmaya katılan öğrencilerin eserleriyle ilgili yapılan konu taramasında ortaya çıkan başlıklar şunlar oldu: İntihar, kavga, cinayet, aile içi şiddet. Çocukların yazılarının şiddet temelinde şekillenmesi düşündürücü. Yazma güçlerini aldıkları şey neden hüzün, korku, acı gibi duygular?


Çocuklar, şiddetin ciddiyetiyle ilgili uyarıldıklarında gerçek hayattaki şiddetten haberdar olduklarını, böyle bir şeyle karşılaştıklarında “tabii ki” gülmeyeceklerini, bu tür davranışları onaylamayacaklarını ifade ediyorlar. Oysa burada mesele, kendi aralarında takındıkları tavrın, şiddeti sıradanlaştırması, normalleştirmesi. Eğlence malzemesi olan şiddet, ister istemez bilinçaltında yer etmeye başlıyor, bir oyun sırasında ya da aralarındaki basit bir eşya alışverişinde ortaya çıkıveriyor.


Gündemin oluşturulmasında topu yalnız dış uyaranlara atmak doğru olmaz. Anne ve babaların bu konuda son derece dikkatli olması gerekiyor. Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden birinde görevli bir profesörün, “Oğlum akşamları evde saatlerce bilgisayar başında kalıyor.” serzenişiyle çocuğunun okulundan müdahale istemesi de çözüm değil elbet. Kabul etmeliyiz ki çocukların uzun bir zamanı sessizce bilgisayar veya televizyon başında geçirmesi, birçok ebeveyne “kolaylık” oluyor. Oysa kimse anne – baba olmanın kolay bir iş olduğunu söylememişti zaten…


Unutulmamalıdır ki çocukların olaylarla baş etme yöntemleri, anne ve babanınkiyle aynıdır. Sizin şiddeti, zamanı ve yeri olmaksızın reddetmeniz çocuğunuzun da şiddet karşısındaki tutumunu belirleyecektir. Şiddeti gündem yapmamanın ötesinde, gördükleri karşısında tepki veren, gülüp geçmeyen veya şiddetin her türlüsünü suç kabul eden bireyler, bir toplumun her zaman ihtiyacı olan insanlar olacaktır. Çocuklar, başlamak için doğru yer…


Özgür Danışman
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni